ÇARE NE AB’DE, NE DE ABD’DE, ÇARE KENDİNDE! - Fahrettin ALİŞAR
falisar@mynet.com
Mazisinde “cihan devleti” kurmuş bir milletin evlâtlarıyız. Tarihimiz mucizelerle dolu. Dünyada bizim tarihimiz kadar; kahramanı, destanı olan bir millet asla yoktur.
Ne değişti de bu hallere düştük?
Bunun cevabı elbette ki ciltler dolusu kitaplara sığabilir. Ama özeti, çareyi kendimizde aramadık.
Çok uzaklara gitmeyelim! Sadece Cumhuriyet tarihimize bir göz atalım.
Emperyalist güçlere karşı, yoksulluk içinde verdiğimiz Millî Mücadelenin hemen ardından, İzmir’de 17 Şubat 1923’te “Türkiye İktisat Kongresi”ni toplayan Mustafa Kemal Atatürk’ün en önemli parolası “ekonomi” oldu. Dedi ki:
“-Yeni Türkiye Devleti, temellerini süngü ile değil, süngünün de dayandığı, ekonomi ile kuracaktır.”
Ardından ekledi:
“-Ekonomik kalkınma; Türkiye’nin hür, bağımsız, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı idealinin bel kemiğidir.”
Bu parola ile yola çıkan Yeni Türkiye Cumhuriyeti, o dönemde yüzde 17’lik kalkınma mucizesini gerçekleştirdi.
1927 yılında çıkarılan “Teşvik-i Sanayi Kanunu” ve 1929’da çıkarılan “Gümrük Kanunu” özel sektörün önünü açtı.
Kamuda sanayimizin gelişme temelleri, 1931’de atıldı.
Tarımsal hâsılamızın 1923-1929 arası yıllık büyüme hız ortalaması yüzde 17, sanayide ise yüzde 19 olarak gerçekleşti.
1938’e kadar milli hâsıladaki artış oranımız, son yedi yılda, 9,8 den, 19,5 e varan oranlarda artarak, 1150,5 milyona kadar ulaşmayı başardı.
1925-1933 yılları arasında “şeker fabrikaları”mız ardı ardına kuruldu. Turhal ve Eskişehir de kurulan şeker fabrikaları bu alanda çığır açtı.
Savunma sanayi alanında, “İmalat-ı Harbiye”den “Makine-Kimya” endüstrisine geçildi.
1933’te Sümerbank, 1936’da Ereğli Kömür İşletmeleri, 1938’de Divriği Demir Ocakları ve Ergani Bakır İşletmesi ile Karabük Demir-Çelik Fabrikası hayata geçti.
Cihan Devleti Osmanlı’dan devraldığımız 4.130 km Demiryolu ağımızı 7.630 km. ye çıkarmayı başarabildik.
1926’da açılan Kayseri Uçak Fabrikasını ve devamında 4 tane daha hava ulaşımını geliştiren kurumlar kuruldu.
Ziraat Bankası’ndan sonra, 1925-1930 arası 4 banka daha kurmayı başardık.
Darülfünun’un İstanbul Üniversitesi’ne dönüşmesinin hemen ardından; Ankara Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve diğer üniversiteler ardı ardına geldi.
Bütün bunları sadece ve sadece kendi millî kaynaklarımız ile gerçekleştirdik.
1938’lerden sonra (çok kısa süreli bazı dönemler hariç), siyasal ve ekonomik proje üretemeyen, yabancıların projelerinin arkasına gizlenerek halkı oyalayan yöneticilerimizin varlığı ile yerimizde saydık. Her şeyi AB projelerinde, ABD müttefikinde arayarak yıllarımızı tükettik.
Hâlâ AB ve ABD projelerinin ardında oyalanıp duruyoruz.
Gücün kendimizde olduğunun, çareyi kendimizde aramanın farkına varamadığımız için, iki ileri-bir geri yerimizde sayıp duruyoruz.
Yüksek başarının enerjisi içimizdeyken; dışardan medet beklemek, ne aşağılık bir duygu!
İÇİMİZDEKİ DÖNMELERİN ERİVAN LOBİSİ - Fahrettin ALİŞAR
İÇİMİZDEKİ DÖNMELERİN ERİVAN LOBİSİ
Fahrettin ALİŞAR
falisar@mynet.com
Cumartesi günü oynanacak olan, Türkiye-Ermenistan maçını bahane eden “içimizdeki Erivan lobileri”, hemen harekete geçti.
Peki kim bu içimizdeki Erivan lobileri?
Fazla uzaklara gitmeden, bu lobileri açıklamayalım! 2006 yılında kendilerini “Türk aydınları” diye tanıtan bir grup çıktı. Liberation Gazetesi’nde bir bildiri yayınlayarak; Osmanlı Ermenilerinin uğradığı insanlık dışı felaketin tüm ağırlığını üzerlerinde hissettiklerini açıkladılar. “Ermenilerin acıları bizim acımızdır!” dediler. Sözde 1915 vahşetini, insan olduğunu söyleyen hiçbir kişinin inkâr edemeyeceğini kamuoyuna deklare ettiler.
Bu grupta kimler vardı? Baskın Oran, Elif Şafak, Murat Belge, Müge Göçek, Etyen Mahçupyan, Halil Berktay, Hrant Dink, Ragıp Zarakolu ve arkadaşları.
Mehmet Ali Birand, Kanal D Ana Haber Programında, izleyicilerin gözünün içine baka baka; “Cumhurbaşkanımız Ermenistan-Türkiye maçını izlemek üzere, Ermenistan’a gitmeli. Bu Türkiye için çok ama çok önemli!” diye haykırdı ve ilave etti: “Cumhurbaşkanı Ermenistan’a gidecek!”
TÜSİAD 02.09.2008 tarihli bir bildiri yayınlayarak: “Bu bir fırsattır. Cumhurbaşkanı Ermenistan’a gitmelidir!” dedi.
“İçimizdeki Erivan lobileri” pusudan çıkmış görevlerini yapıyorlar. Biz yakın tarihimizden bazı hatırlatmalar yaparak, okuyucularımızın dikkatini bu konuya çekmek istiyoruz!
Kars Antlaşması’nı tanımayan Ermenistan’dır.
“Türkiye topraklarında alacağım topraklar var!” diyen Ermenistan’dır.
Ağrı Dağı’nı milli sembol olarak kullanan Ermenistan’dır.
Sözde 1915 Olaylarını, emperyalist güçlerin isteği doğrultuda, her yıl ısıtıp ısıtıp dünya kamuoyunun önüne getiren Ermenistan’dır.
25 Şubat 1992’de “Hocalı Katliamı”nı yapan Ermenistan’dır. (O “Hocalı Katliamı” ki; ikibin Azeri Türkü’nün katledildiği, Fransızların ünlü Le Monde Gazetesi’nin, “Hocalı’da öldürülmüş kadın ve çocuklar arasında, kafa derisi soyulmuş, tırnakları sökülmüş yüzlerce insan vardı.” Diye yazdığı, tam bir vahşet.)
Dağlık Karabağ’ı ve Azeri topraklarını işgal ederek birbuçuk milyon Azeri Türkü’nü yerinden yurdundan eden Ermenistan’dır.
İçimizdeki “Erivan Lobileri” bunları unutturmak istiyor.
Bu lobiler; stratejik ortak ABD ve AB’nin isteği doğrultusunda, harekete geçerek kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. Ülke menfaati için değil.
İşgal edilen Azeri toprakları, Türkiye’nin devlet politikası ve gururu, bu lobinin umurunda değil.
Prof. Dr. Hasan Köni, Almanya’daki Türklerin organize ettiği “Ermeni meselesi” konulu bir konferansta aynen şunları söyledi:
“-Tehcir sırasında, yerinden olmamak için Müslümanlığa dönen Ermeniler de vardır. Bunların kim olduğunu bilemiyoruz. Sayıları 300-400 bin kişi. Ayrıca dönmüş Museviler ve dönmüş Rumlar da var. Bunları maalesef Türkiye Cumhuriyeti kendi vatandaşlarını rahatsız etmemek için açıklamıyor. Belki de devletin içinde de yüksek rütbeye gelmiş Ermeni kökenli dönmüş insanlarımız var!”
İçimizdeki dönmelerin hangi makamlara, hangi rütbelere kadar yükseldiğini bilemiyoruz. Ancak uygulamalarına, icraatlarına bakarak yorum yapabiliyoruz.
İçimizdeki bu dönmelerin oyunları bozmak için, önce bunların deşifre edilmesi önemlidir.
Sayıları o kadar çok ve geldikleri makamlar o kadar yüksek ki; bunları deşifre etmeye uzun çaba ve cesaret gerekir.
FAHRETTİN ALİŞAR
1963 yılında Konya'nın Derbent İlçesi'nde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Derbent ve Konya'da, yüksek öğrenimini G.Ü. Eğitim Fakültesi'nde tamamladı. A.Ü.de lisansüstü eğitimini (mastırını) bitirdi. Yüksek lisans tezini "Türk Memur Sendikacılığının Örgüt Yapısı ve Model Yaklaşımı" konusunda hazırladı.
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde 17 yıl öğretmenlik ve idarecilikten sonra, Başbakanlık Müşavirliği görevine atandı. 3 yıl Devlet Bakanı Danışmanı olarak görev yaptı. Daha sonra Başbakanlık ÖZİ'ye uzman olarak atandı. Halen bu görevine devam etmektedir.
Mersin'de görev yaptığı yıllar; İçel halk kültürünün araştırılması ve yazılı hale getirilmesi amacıyla, bölgede derleme çalışmaları yaptı. Derlemelerini İçel Kültürü Dergisi, Erciyes Dergisi, Güneyde Kültür Dergisi, Millî Kültür Dergisi ve Millî Folklor Dergisi'nde yayınladı.
10 yıl süreyle Mersin'de, İçel Kültürü Dergisi'nin çıkarılmasına katkıda bulundu.
TRT GAP Televizyonu'na, KKTC Çocuk Oyunları ve İçel Çocuk Oyunları'nı hazırladı ve bu programların danışmanlığını yaptı.
Birçok dergi, bülten ve gazetede; halk bilimi, eğitim ve kamu sendikacılığı konularında araştırma ve makaleleri yayınlandı. Yine birçok yerel ve genel televizyonda bu konularda televizyon programlarına konuşmacı olarak katıldı.
Ahmet Yesevi Üniversitesi Ankara temsilcisidir.
Türkiye Yazarlar Birliği, İLESAM ve Türk Folklor Araştırmaları Kurumu üyesidir.
YAYINLANMIŞ ESERLERİ
· İçel Çocuk Folkloru
· KKTC Çocuk Folkloru
· DERBENT
· ÇİĞİL TÜRKLERİ ve AŞAĞIÇİĞİL
· Nefsimize Zor Gelen Yazılar
· Kamuda Görevde Yükselme Kitabı (GYS)
· Konya Çanakkale Şehitlerimiz
· Derbentli Şehitlerimiz
YAYINA HAZIR ESERLERİ
·Konya Yer Adları, Yerleşik Bulunan Oymak, Cemaat ve Aşiretler
·Türk Memur Sendikacılığının Örgüt Yapısı ve Model Yaklaşımı (Tez Konusu)
falisar@mynet.com

